Zaad Sahası?!”Siz ey anavatanımın denizcileri, med – cezir savaşçıları, sizler, birçok kez yelken açtınız düşlerimde ve şimdi tam uyanmıştım ki, geldiniz, oysa uyanmışlığım en derin düştür benim için. Artık hazırım sizinle birlikte gitmeye. Yelkenlerini dolduracak rüzgarı bekliyor, sizinle gitme isteğim. Yalnızca bir tek nefes daha almak istiyorum bu dalgın havadan yalnızca bir sevgi bakışı daha atıvermek arkamda bıraktıklarıma.”Ermiş, Halil Cibran, Sayfa 57…SÖYLEMMETREHaber şu:Barzani’nin geri dönüşüGeçen yılki bağımsızlık referandumunun ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) başkanlığını bırakan Mesut Barzani, hem Irak ve hem de IKBY’de yapılan seçimlerden en önemli siyasi aktörlerden biri olarak çıktı. şu:Kaht-ı rical.Türkiye’de koltuk, aday, sen / ben kavgası yaşanırken, Neo Şerif Hüseyin “Barzan” amaç’ına giden yol’da mesafe almaya devam ediyor.Neo Sevr.Nüans?!Acem Harp.1 Mart Tezkeresi bumerang!28 Şubat rüzgarı ile yükselen “Med & Cezir” kapsamında delik’in uç’unda!Nokta….DURUMZaad SahasıZaad yolunda yürüyen bir gezgin yakın köylerden birinde yaşayan bir köylüye rastlar ve işaret parmağı ile büyük bir alanı göstererek sorar:”Burası Kral Ahlam’ın düşmanlarını yendiği meydan değil mi?”Köylü: “Burada hiç bir zaman savaş olmadı. Yalnız bir zamanlar büyük Zaad şehri burada kuruluydu. Ama sonra yandı ve kül oldu bu şehir ve şu an da güzel bir alan görünümünde, öyle değil mi?” diye yanıtlar.Gezgin oradan ayrılır ve biraz yürüdükten sonra başka köylü ile karşılaşır ve sorar: “Burası bir zamanlar büyük Zaad şehrinin kurulu olduğu yer değil mi?”İkinci köylü: “Hayır, burada hiç bir zaman bir şehir kurulmadı. Ama bir zamanlar bir manastır vardı, o da güney bölgesinden gelen insanlar tarafından yıkıldı.” diye cevaplar.Daha sonra bir müddet yürüdükten sonra başka bir köylüyle karşılaşır ve sorar:”Burada bir zamanlar bir manastır vardı değil mi?”Üçüncü köylü: “Burada hiç bir zaman manastır olmadı. Ama babalarımızın ve dedelerimizin anlattığına göre zamanın birinde buraya bir meteor düşmüş.” diye yanıtlar.Merak içinde yoluna devam eder gezgin.Sonra yaşlı bir adama rastlar, selam verdikten sonra sorar:”Efendim! Buraya gelene kadar üç köylüye rastladım ve bu alanı sordum. Ama her biri farklı bir şey söyledi ve hiç biri diğerini tutmuyordu.”Yaşlı adam şöyle cevap verir:”Dostum! Bu üç kişide sana doğru olanı söylemiş; ama çok azımız bir doğruya başka bir doğru ekleyip gerçek doğruyu oluşturabiliriz.”Gezgin, Halil Cibran, Sayfa 115:…VAZİYET”Kalemine daima efendi kal, uşak olma. Mecbur olursan kalemini kır ama sakın satma.”Sedat SimaviSoru şu:Günümüz medya’sında artık sadece kağıda sarılı yazılar, yazarlar yok, sosyal mecrada yazan, konuşan, anlatan yazarlar var.Kalem’in yerini klavye’ler aldı ve hatta akıllı telefon’lar üzerinden yazıp çizenler, kayıtlı gazeteci, yazar sayısından çok fazla!O zaman bir başka soru:Kalemine ya da klavyesine efendi kalması, uşak olmaması istenen, gerekirse kırması ama asla satmaması öğütlenen düşün / mücadele insan’ının kırmızı çizgisi ne olmalı?!Neticede Simavi’nin dünya’sı ile bugün’ün dünya’sı arasında dünya’lar kadar fark var.Bu çerçeve’de çağ’ın ruhu nedir ne değildir?!El cevap:Gazi, 1776, 1789 real politiği’nin içinden geçerek yükseldi.Yani?!Hangi siyasi görüşten, hangi din ya da mezhep’ten olunursa olunsun, “kırmızı çizgi” ulusal bütünlük, üniter yapı, laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası (kalıcılık) olmalı!Sadık kalınacak ise “miras” olarak hiçbir dogma bırakmayan “Gazi’nin emaneti” en yüksek kırmızı çizgi, kırılma noktası olmalı!Nokta….24 KİTAP ÖZETİKitabın adı: BABIALİ TANRILARI SİMAVİ AİLESİ İrem BarutçuDESTEK Yayınları, Haziran 2012504 sayfa26 TL(…)Sayfa 287:”Şimdi şekerim, basın doğruyu yazdığı sürece ona karşı her zaman tepki ve nefret vardır. ‘Ben basını çok seviyorum’ diyen insanların yüzde 99’u aslında sahtekardır. Sanki bizler birer umacı imişiz gibi, bizimle korkudan ahbaplık ederler. halbuki hepimiz, onlar gibi insanlarızdır. Basın için dünyada ‘Beş büyük kuvvetten biridir… Dördüncü kuvvettir’ derler. Bu söz, Türkiye için geçerli değil… Hakimiyet, elbette, ‘Kayıtsız şartsız milletindir…’ O, başka… Ama birinci kuvvet, Türkiye’de ordu mu? Hayır… Basındır… İkincisi ordudur… Çünkü orduyu, ihtilallere basın hazırlar…”(…)Sayfa 470:Ne diyordu Mike McAlary: “Basın savaşları aynen bar kavgalarına benzer. Barda bir şişe kırıp silah olarak kullanmak nasıl meşru ise medya savaşlarında da her türlü aracı kullanmak meşru olur.”24 Ekim 2018